Muhterem Hocam, “Mürşide tâbî olma” konusunda çok ileri gidince kendimi kötü hissediyorum. Çünkü maalesef dini çok kötüye kullanan insanlar var. Mürşide tâbî olmak dinde aşırılığa kaçmak mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, “Mürşide tâbî olma” konusunda çok ileri gidince kendimi kötü hissediyorum. Çünkü maalesef dini çok kötüye kullanan insanlar var. Mürşide tâbî olmak dinde aşırılığa kaçmak mıdır?
Cevap
Hayır. Dinin sahibi Allah’tır ve sahibimiz Allahû Tealâ, dinin bütün unsurlarını, herşeyi 7 safha, dört teslimi Kur’ân’da açıklamıştır. Ve Kur’ân’da açıkladığı bu dinin ikinci farz emri mürşide tâbiiyettir.
Mâide 35’te:
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
“Takva sahibi olun ve sizi kim Allah’a ulaştırmaya vesile olacaksa, onu Allah’tan isteyin.”
Allahû Tealâ, insanla Allah arasındaki ilişkide en üst noktadaki mürşid, her devirde devrin imamıdır.
Asaleten devrin imamı, Allah’ın kendisine şeriat kitabı verdiği peygamberlerdir.
Onların olmadığı dönemlerde, kavim resûllerinden seçtiği bir tanesi ise vekâleten devrin imamıdır. Secde 24’e göre.
İrşad; aydınlanma, aklanma, Allah yolunda yükselme, yücelme konularını temin edildiği bir zemini ifade eder.
Mürşid de irşad eden kişidir. Kur’ân-ı Kerim’de mürşide tâbiiyet farzdır. Bu, rüşdün başlangıcıdır. Tâbiiyetten evvel irşad müessesesi yoktur.
Tâbiiyetten evvel kişi kendi kendine ne kadar ilim öğrenebilirse onu öğrenebilir. Ama manevî bir tekâmül söz konusu olmaz.