Muhterem Hocam, mürşidlerine tâbî olmadan, herhangi bir vahiy almadan Kur’ân-ı Kerîm hakkında açıklama yapan din adamları Mü’min Suresinin 56 âyet-i kerimesinin muhtevasına girer m
Soru
Muhterem Hocam, mürşidlerine tâbî olmadan, herhangi bir vahiy almadan Kur’ân-ı Kerîm hakkında açıklama yapan din adamları Mü’min Suresinin 56 âyet-i kerimesinin muhtevasına girer mi?
Cevap
Girer. Allahû Tealâ Hacc Suresinin 8. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
22/HACC-8 Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve lâ huden ve lâ kitâbin munîr(munîrin).
Ve insanlardan (öyle) kimseler vardır ki; bir ilme, bir hidayetçiye ve nurlu (aydınlatıcı) bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mücâdele eder.
Yani bir ilmi yok, mürşide de tâbî değil mürşidine tâbî olmadan, herhangi bir vahiy de almadan ilmi de yok, Kur’ân-ı Kerîm’e de dayanmıyor. Onlar Allah hakkında insanlarla mücadele ederler ve bunların. inatçı şeytan olduğu zikrediliyor
Hac suresinin 3 âyet-i kerimesine baktığımız zaman:
22/HACC-3 Ve minen nâsi men yucâdilu fîllâhi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytânin merîd(merîdin).
Ve insanlardan öyle kimseler vardır ki; ilmi olmaksızın, Allah hakkında mücâdele eder ve bütün azgın şeytanlara tâbî olur(lar).
Onlar inatçı şeytana tâbî oluyorlar.
burada Allahû Tealâ’nın söylediği Sultan kelimesi o devirde Peygamber Efendimiz (S.A.V)'i temsil ediyor. Yani bir tarafta Peygamber Efendimiz (S.A.V) var bir tarafta da Allah’ın âyetlerini onunla ellerinde hiçbir delil olmaksızın tartışanlar var.
Eğer tartışma yapanlar kendi kavimlerindeki Resûl ile beraber olsalardı o zaman bir sultanla beraber olacaklardı tartışmaya mahal kalmayacaktı. Çünkü aynı şeyi söylemiş olacaklardı ama diğerleri babalarından, dedelerinden öğrendikleri yanlışlarla geliyorlar ve bu insanlar; kalplerinde hiçbir zaman ulaşamayacakları bir yerin kibrini taşıyorlar
Böyle insanlar her devirde var olmuştur. Allah razı olsun.