Muhterem Hocam, mutluluğa ulaşmakta tasavvuf kavramının rolü nedir?

Soru

Muhterem Hocam, mutluluğa ulaşmakta tasavvuf kavramının rolü nedir?

Cevap

Tasavvuf yoksa mutluluk yoktur. Tasavvuf, nefs tezkiyesi ve tasfiyesi ile dinî hayatın yaşanmasıdır.

Nûr 21’de Allahû Tealâ:

24/NÛR-20 Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu ve ennallâhe raûfun rahîm(rahîmun).

Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (size azap ederdi). Ve muhakkak ki Allah, Rauf’tur (çok merhametli, çok şefkatlidir) Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli edendir).

Başlangıç noktasında herkes şeytanın adımlarına tâbî. Evet, 19 negatif özelliğe baktığımız zaman herkes şeytanın kulu ve şeytanın dostu, yani şeytanın adımlarına tâbî.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın ayetlerinden gafildir. Yunûs-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Rad-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. Enam-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Maide-51 / İbrahim-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yûnus-11

12. Sebîlel gayy’dadır. Arâf-146

13. Fitnededir. Arâf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rum-32

17. Mümin değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Muminûn-103 / Arâf-178

Ama Allahû Tealâ Allah’ın katından hidayetçiler gönderiyor. Ve yaratılış dizaynına paralel ki Allahû Tealâ bir fizik VÜCUTumuz bu zâhirî âleme ait, nefsimiz Berzah âlemine ait ve Allah’ın Zat’ına üfürülen ruh Allah’ın bizdeki emaneti. Ruhta 19 tane haslet, nefste 19 tane afet. Yaratılış itibarıyla bir denge içerisindeyiz. Ama ruh Allah’ın bizdeki emaneti ve Allahû Tealâ geri istiyor.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekinnet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik VÜCUTun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

İşte ruhun Allah’a dönebilmesi herşeyden evvel nefs tezkiyesine bağlı. Ama nefs tezkiyesi mürşide tâbî olmadan olmaz. İşte 14 asır evvel nasıl sahâbenin hepsi Resûlullah’a tâbî olup 7 kademe nefs tezkiyesini gerçekleştirerek, daha sonra nefsini tasfiye ederek Tevbe 100’e ulaştılarsa, günümüzde de aynı şey söz konusu.

Kişi kalben Allah’a ulaşmayı dileyip 12 tane ihsanla Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olursa, Furkân 70’e göre Allah’ın tayin ettiği mürşidin önünde tövbe edecek. Tövbe ettiği zaman ibadetlerin sultanı zikir devreye giriyor.

Allahû Tealâ, Müzzemmil Suresinin 8. âyet-i kerimesinde az zikri farz kılmış.

73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

Ahzâb 41’de çok zikri farz kılmış.

33/AHZÂB-41 Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).

Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

Nisâ 103’te daimî zikri farz kılmış.

4/NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).

Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Yani tabiri caizse az zikirle ruhun teslimi, çok çok zikirle fizik vücut teslimi ve daimî zikirle nefsin teslimini Allahû Tealâ istiyor.

İşte 14 asır evvel sahâbe bu şekilde Asr-ı Saadet’e ulaştı. Tasavvuf mutluluğun kaynağıdır. Sadece tasavvufu yaşayanlar dünya mutluluğunun bütününe ve cennetin en üst standartlarına sahip olabilirler.

Tasavvuf denilen şey insanın Allah’a teslimi ve her teslimde de daha büyük bir mutluluğu ve daha üst seviye bir cenneti elde etmesidir.

Tasavvufun temelinde hidayet vardır. Kur’ân-ı Kerim’in hedefi hidayettir. Ama hidayetin hedefi mutluluktur. Ruhun hidayeti, ruhun hayattayken Allah’a ulaşmasıdır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse o kişiyi Allahû Tealâ rahmetin içine dâhil eder. Ama mürşid olmadan hiç kimse tasavvufun gerektirdiği nefs terbiyesini gerçekleştiremez.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1