Muhterem Hocam, tasavvufa giren kişilerin aklî dengesini kaybedeceği söylentisi doğru mudur?
Soru
Muhterem Hocam, tasavvufa giren kişilerin aklî dengesini kaybedeceği söylentisi doğru mudur?
Cevap
Külliyen doğru değil, yalandır. Sevgili kardeşim, Herhâlde bizim kadar dine düşkün olmamıştır hiç kimse. Hayatımız tamamen buna bağlı ama hiç de hâlimizden şikâyetçi değiliz. Mutluluğun tek yolunun din olduğunu biliyoruz. Dünya mutluluğunu istiyorsanız dine sımsıkı sarılmak durumundasınız. Çünkü din bize zikri emrediyor. Zikir ise nefsimizin kalbindeki afetleri yok etmenin yegâne vasıtasıdır. Yok ederseniz ne olur? Muhteşem bir dünya saadetinin sahibi olursunuz. Mutluluk dinin muhtevasında. Allah’ın yolunda kimse kafayı bozmaz. Kafayı bozanlar şeytanın yolunda olanlardır.
Evet, gerçekten eğer kişi kitaplardan tasavvufu öğrenmişse ve Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, mürşide tâbî değilse, kendi kendine birtakım zikirler yapıyorsa, bir koruması yoksa elbette bu tip olaylar yaşanabilir.
Ama kalben Allah’a ulaşmayı dileyen kişiye Allahû Tealâ, onlar üzerinde şeytanın tesirini sıfırlıyor. İşte dört tane âyet-i kerime:
ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR
1. HİCR-42 Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerinden) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.
2. NAHL-99 Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.
3. İSRÂ-65 Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).
4. SEBE-21 Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Ahirete inanan kişi ile ondan şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.
5. ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Şeytanın sultanlığı âmenû olanların üzerinde yoktur. Kimdir âmenû olanlar? Onlar Allah’a ulaşmayı dileyenler.
Şeytanın sultanlığı Allah’ı vekil kılanların üzerinde yoktur. Kimdir Allah’ı vekil kılan? Ruhunu hayattayken Allah’a ulaştırmayı dileyen.
Şeytanın sultanlığı kullar üzerinde yoktur. Kimdir kul? Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen.
Ve bütün bu âyetler bize Allah’a ulaşmayı dileyenin Allah tarafından korunacağını, şeytanın onlar üzerindeki tesirinin sıfırlanacağını Allah buyuruyor.
Yetmez, mürşide ulaştığı zaman ne olur? Bu sefer dört tane koruma cihetiyle koruma kalkanı gerçekleşir.
KORUMA KALKANI VARDIR
1 BAKARA-102
...Allah’ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. ...
2 MÂİDE-105
Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. ...
3 TEGÂBUN-11
Allah’ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.
4 MÜCÂDELE-10
Muhakkak ki necva (gizli fısıldaşma) şeytandandır, âmenû olanları mahzun etmek içindir. Ve Allah’ın izni olmadıkça onlara bir darlık verecek değildir. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.
Yani koruma kalkanına baktığımız zaman Allahû Tealâ, kim mürşidine 12 tane ihsanla tâbî olursa şeytanın sihir büyüsü ona tesir etmez. Kim mürşidine tâbî olursa dalâlette olanlar onlara zarar vermez, Mâide 105. Kim mürşidine tâbî olursa musîbetler onlara isabet etmez. Kim mürşidine tâbî olursa şeytanın fısıltıları onlara zarar vermez, Allah izin vermedikçe.
Öyleyse görüyorsunuz ki tasavvufu yaşayanlar, onlar Allah’ın koruması altındadırlar. Bu havayı bozanlar, onlar Allah’a ulaşmayı dilemeyen, şeytana tâbî olanlardır.