Muhterem Hocam, şeytan da insanlara vahyeder mi?
Soru
Muhterem Hocam, şeytan da insanlara vahyeder mi?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ En’âm Suresinin 112, 113 ve 121. âyet-i kerimelerinde şeytanın da vahyettiğini zikrediyor:
6/ENÂM-112 Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev şâe rabbuke, mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).
Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel (süslü) sözler vahyederler (fısıldarlar). Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket (bırak).
6/ENÂM-113 Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhırati ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn (mukterifûne).
Ve ahirete inanmayanların gönülleri ona (onlara; insan ve cin şeytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler.
6/ENÂM-121 Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le fısk(fıskun), ve inneş şeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâihim li yucâdilûkum ve in eta’tumûhum innekum le muşrikûn(muşrikûne).
Ve üzerine Allah’ın ismi anılmayan şeylerden yemeyin. Ve muhakkak ki; o fısktır. Ve şeytanlar, mutlaka sizinle mücâdele etmeleri için dostlarına vahyederler. Ve şâyet onlara itaat ederseniz (uyarsanız), mutlaka siz müşrikler olursunuz.
A’râf Suresinin 175. âyet-i kerimesinde ise:
7/ARÂF-175 Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne).
Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.
Âyetler tilâvet ediliyor. Âyetlerin kendisine tilâvet edildiği insanlar 19 negatif özelliğin sahibidir. Âyetler tilâvet edildiği zaman ondan yüz çevirenler, şeytana tâbî oluyorlar. Hicr Suresinin 39-40. âyet-i kerimlerinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
15/HİCR-39 Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).
(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”
15/HİCR-40 İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
“Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”
O halde vahiy ile ilham farkı nedir? Vahiy beşerrin Allah ile konuşmasıdır. İlham ise herhangi bir noktada ufkunun bittiği yerde Allahû Tealâ’nın ona en uygun bilgiyi ulaştırmasıdır. Daimî zikirde olmayanlar Allah’tan ilham alanlardır. Ama daimî zikrin sahibi Allah ile tezekkür edebilen vahiy alanlardır. Başlangıçta nefsimizin kalbi afetlerle doluyken insan şeytanın emrindedir. Nefsimizin kalbini Allahû Tealâ nurlarla kapladığı zaman ise şeytan insanın emrine girer. 19 afetin sahibi olduğu bir noktada insan şeytanın emrindedir. Kin, nefret, küfür, yalan, haksızlık, zulüm, haset, düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke, isyan, sabırsızlık, kibir, gurur, şehvet, nankörlük, dedikodu, zan, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, fitne, fesat. Ama daimî zikre ulaştığı zaman artık şeytan insanın emrindedir. Bu sebeple İblis bir insanın ihlâsa ulaşmaması için herşeyi yapar. Allah razı olsun.