Muhterem Hocam, yaptığımız duaların Allah'ın tarafından kabul edilmesi, Allah'a ulaşmak hedefine ulaştığımızı gösterir mi?
Soru
Muhterem Hocam, yaptığımız duaların Allah'ın tarafından kabul edilmesi, Allah'a ulaşmak hedefine ulaştığımızı gösterir mi?
Cevap
Eğer talebimiz dünyalık ise Allahû Tealâ bunu hemen veriyor. Bakara 186'da: "Kullarım sana Benden sorduğu zaman Ben onlara yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime icabet etsinler, âmenû olsunlar."
2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
Demek ki 2 tür dua vardır:
1- Dünyevi taleplerde bulunmak, maddeyi Allah'tan istemek
2- Manevî taleplerde bulunmak
Manevî taleplerde Allah'ın bizim duamızı kabul etmesi, bizim Allah'ın davetini kabul etmemize bağlı.
"Âmenû olsunlar, Bana ulaşmayı dilesinler."
Tıpkı Allahû Tealâ'nın rızasını istiyoruz; "Ya Rabbim! Senin rızanı diliyoruz." Ama Allahû Tealâ buyuruyor ki: "1. safha itibariyle Benim rızamı istiyorsan, Bana ulaşmayı dilemen lâzım, şükretmen lâzım. O zaman Ben de senden razı olurum." İşte Zumer 7: "Küfrederseniz Allah sizin küfrünüzden müstağnidir ama razı olmaz."
39/ZUMER-7 İn tekfurû fe innallâhe ganiyyun ankum, ve lâ yerdâ li ıbâdihil kufr(kufra), ve in teşkurû yerdahu lekum, ve lâ teziru vâziretun vizra uhrâ, summe ilâ rabbikum merciukum fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne), innehû alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
Eğer inkâr ederseniz, muhakkak ki Allah, sizden Gani’dir (size ihtiyacı yoktur). Ve O, kulları konusunda küfre razı olmaz. Ve eğer şükrederseniz sizden razı olur. (Hiç)bir günahkâr, diğerinin (başkasının) günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. Böylece size yapmış olduklarınızı haber verecek. Muhakkak ki O, sinelerde olanı bilendir.
7 SAFHA RIZA
1. Zumer-7: …Ve eğer şükrederseniz sizden razı olur. (Hiç) bir günahkâr, diğerinin (başkasının) günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. Böylece size yapmış olduklarınızı haber verecek. Muhakkak ki O, sinelerde olanı bilendir.
2. Mücadele-22: …İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dâhil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır…
3. Fecr-28: Rabbine dön (Allah’tan) râzı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
4. Fetih-18: Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü’minlerden râzı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.
5. Bakara-207: Ve insanlardan, Allah’ın rızasını dileyerek (Allah’ın rızası karşılığında) kendi nefsini satan kimseler vardır. Ve Allah, kullarına Rauf’tur (çok şefkatlidir).
6. Nisa-114: Ve kim Allah rızasını istemek için bunları yaparsa, o taktirde ona “büyük mükâfât” vereceğiz.
7. Tevbe-100:…O sabikûn-el evvelîn Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır...
Allah'ın 1. safha bizden razı olması ancak bizim şükretmemize bağlı. Mücadele 22'de 2. safha bizden razı olması, bizim mürşidimize tâbî olmamıza bağlı. 3. safha rıza ile Allah'ın bizden razı olması bizim ruhumuzu Allah'a teslim etmemize bağlı. 4. safha rıza ile Allah'ın bizden razı olması fizik vücudumuzu teslimimize, 5. safha rıza ile nefs teslimi, 6. safha rıza ile ihlas ve 7. safa rıza ile irade teslimi. Yani bizim rızamız Allah'ın rızasından önce geliyor. Biz Allah'tan razıyız ve irademizi teslim ediyoruz, Allah da bizden razı olur.
Şûrâ 20'de Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: "Kim Bizden dünya ekinini isterse Biz veririz ama onun ahirette nasibi yok. Ama kim Bizden ahireti isterse onu da ondan arttırırız."
42/ŞÛRÂ-20 Men kâne yurîdu harsel âhireti nezid lehu fî harsih(harsihî), ve men kâne yurîdu harsed dunyâ nû’tihî minhâ ve mâ lehu fîl âhireti min nasîb(nasîbin).
Kim ahiret hasatını (mahsulünü, kazancını) isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) artırırız (veririz). Ve onun ahirette nasibi yoktur.
Öyleyse Yûnus 7, 8'de Allah'a ulaşmayı dilemeyenler, kazançları sebebiyle gideceği yer cehennem olan insanlardır. Allah'a ulaşma dileğini Allahû Tealâ farz kılmış.
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Öyle burasını hiç unutmamak lâzım. Allah bizi her zaman bilir, işitir ve bizimle konuşur. Ama insanların çok çok büyük bir kısmı O'nun ne söylediğini işitemez. Allah'ın ne söylediğini işitmeyen insanlar O'nun bizden her an ve her saniye ne istediğini nereden bileceklerdir? O'nu hak edecek bir seviyeye ulaşmanız gerekmiyor mu? Allahû Tealâ ile olan ilişkiler hep sıfır noktasından başlar. Tam 28 basamaklık bir yücelme, yükselme merdiveni söz konusudur. Allah'a giden yolun giriş kapısı Allah'a ulaşmayı dilemektir. Allah razı olsun.