Muhterem Hocam, kader her zaman niyet ve nasibe sebep olur mu? Dua kaderi değiştirir mi, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, kader her zaman niyet ve nasibe sebep olur mu? Dua kaderi değiştirir mi, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim kader: Cüz’î irademizin dâhilî olmadan oluşan, bize tesir eden olayların bütünüdür. Ama Allahû Teala, Kamer Suresi 49. Ayet-i kerimesinde: “Biz her şeyi bir kaderle yarattık. Olur ki tezekkür edersiniz.”
O zaman her şeyin bir kaderle yaratılması, bizim kendi serbest irademizle oluşturup tamamladığımız olayların da bir kader boyutu var. Bu nasibe giriyor. Niyet ve nasiple açıklanabiliyor. Her olayı yerine getirdiğimiz zaman niyet ediyoruz.
54/KAMER-49 İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader(kaderin). Muhakkak ki Biz, herşeyi, bir kaderle (takdir edilmiş olarak) yarattık.
O zaman Efendimiz şöyle bir misal veriyor: Sınıfta 30 kişi var. 30 kişinin niyeti sınıf geçmek. Ama sene sonu geliyor, 20 kişi sınıf geçiyor, 10 kişi sınıfta kalıyor. Burda öğretmenlerin de pozitif ve negatif mânâda hiç tesir etmediğini kabul ediyoruz. Çünkü eğer öğretmenler o kişinin notuna pozitif tesir ederse, hak etmediği bir notu verirse kaderdir; negatif istikamette tesir eder, geçerli not almasına rağmen öğretmen çocuğa kızdığı için notunu eksiltiyorsa yine kaderdir. Dış müdahale vardır. Ama öğretmenin bir dış müdahalesi olmadan hak ettiği notu almış, 20 kişi geçmiş, 10 kişi o sınıfta kalmışsa; o zaman niyet ve nasip çakışmıyor, muktesebatı buna uymuyor. Kazada derecat kaybedebiliyoruz, derecat kazanabiliyoruz.
Şimdi "kader her zaman niyet ve nasibe sebep olur mu?" Allahû Teala her şeyi bir sebep ve sonuç tahtında yaratıyor. Sonuç, kaderi oluşturuyor. Yani tek başımıza oluşturduğumuz olayda bile, o sonuca bizi götürüyor. Niyet ediyoruz ama, gerekli gayreti yapmadığımız için sınıfta kalıyoruz. Sebepler bizi sonuca götürebiliyor.
"Dua kaderi değiştirir mi?" Sevgili kardeşlerim, Allahû Teala’nın dua ile kaderi değiştirmesi söz konusu değil. Kader, ilmî takaddümdür; cebrî tahakküm değil. Biz duada serbest irademizle yapamadığımız, hedefe ulaşamadığımız noktalarda Allah’ı davet ediyoruz, yardıma çağırıyoruz. Ve Allahû Teala, iradeyi kutsal kılmasına, kimsenin karışmasını istememesine rağmen; Allahû Teala irademize karışabilir mi? Evet, biz davet edersek. Biz davet ediyoruz.
Mesela, her zaman Efendimiz şöyle buyuruyor: "Preveze Deniz Zaferinde Barbaros Hayreddin Paşa'nın karşısındaki Andrea Doria’nın donanması Osmanlı donanmasının 3 katı kadar. Ama Barbaros Hayreddin Paşa, Kaptan-ı Derya, Allah’ı yardıma çağırıyor ve diyor ki: “Bana yardım et ki, ben zafere ulaşayım. Ama i'lâ-yı kelimetullah Senin için.” Allahû Teala da davetini kabul ediyor ve diyor ki: “Geminin bordalarına şu yazıyı yaz: "Allah rüzgârları dilediği yerden estirir.’”
Şimdi ne yapmıştır? Duayı yapmıştır Barbaros Hayreddin Paşa ve Allah’a tevekkül etmiş. Allahû Teala da yardımı, rüzgârı emrettiği şekilde estirerek Osmanlı donanmasının galibiyetini sağlamıştır. Ama galibiyeti neyle sağlamış? Allah’ın yardımıyla. Ama bu Allah'ın yardımının ulaşabilmesi onun duasıyla gerçekleşmiş. Yani kişi iradesine, Allah'ın iradesini de yardımcı alarak tesir etmesini istiyor. O zaman sonuç pozitif. Allah razı olsun.