Muhterem Hocam, tâbiiyet ile biat etmek arasında bir fark var mıdır? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, tâbiiyet ile biat etmek arasında bir fark var mıdır? Açıklar mısınız?
Cevap
Aslında Kur'ân-ı Kerim’e baktığımız zaman, biat devrin imamlarına yapılıyor. Ama tâbiiyet, devrin imamına da yapıldığı gibi diğer mürşidlere de yapılabiliyor.
Biatın geçtiği âyetlere bakalım beraberce. Fetih Suresi’nin 10. âyet-i kerimesinde, Mumtehine Suresi’nin 12.âyet-i kerimesinde, Fetih Suresi’nin 18. âyet-i kerimesinde, biatın geçtiği âyetlerde hep tabî olan kişinin devrin imamı olarak karşımıza çıkıyor.
48/FETİH-10 İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah’a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).
60/MUMTEHİNE-12 Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyı'hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).
48/FETİH-18 Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîbâ(karîben).
Andolsun ki, o ağacın altında sana tâbî oldukları zaman Allah, mü’minlerden razı oldu. Ve onların kalplerinde olanı biliyordu. Böylece onların üzerine sekînet indirdi. Ve onlara yakın bir fetih nasip etti.
Mesela “Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke”Ey Allah’ın nebisi. Öyleyse nebi Resûl, Allah’ın kendisine şehadet verdiği asaleten devrin imamıdır ve devrin imamına biat edilmektedir. Fetih Suresi’nin 18. âyeti kerimesinde de, Resûllallaha "o ağacın altında sana biat edenler." yine asalaten devrin imamı Peygamber Efendimiz (S.A.V) görülüyor. Fetih Suresi’nin 10. âyet-i kerimesinde de; biat burda görüldüğü gibi devrin imamına yapılıyor. Ama 7 âyet-i kerimeye baktığımız zaman, mesela Yâsîn Suresi’nin 21. âyet-i kerimesinde:
36/YÂSÎN-21 İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
(Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidâyete ermiş ve hidâyete erdirenlerdir).
“Resullere tabi olun ki onlar sizden ücret istemezler. "Öyleyse buradaki resuller, veli resullerdir ve onlara tâbi olunmaktadır.
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDâyetİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE
1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar.
BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.
2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler…
3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar…
4. RA’D-2 …âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz.
5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…
6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…
7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”
ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDâyetİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARÎK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE
1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…
2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...
3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidâyet edeyim.
RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidâyetçi vardır.
4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.”
5. MU’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”
6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir.
7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder...
Mu'min 38 geçen herhangi bir veli mürşiddir. “Bana tâbi olun ki sizi irşat yoluna ulaştırayım”
40/MUMİN-38 Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd(reşâdi).
Ve âmenû olan adam şöyle dedi: "Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım."
Dolayısıyla tabîyetle biat arasında böyle bir âyetlerde geçen mana itibarıyla bir farklılık vardır. Allah razı olsun.