İslâm, Allah’a teslim olmaktır. Fakat teslim olmak, yalnızca “Ben Allah’a inanıyorum.” demekle tamamlanmaz. İnsanın ruhunu Allah’a ulaştırması, fizik vücuduyla O’nun emirlerine itaat etmesi, nefsinin kalbindeki afetlerin temizlenmesi ve sonunda iradesini de Allah’a teslim etmesi vardır. Bunların hepsi bir anda gerçekleşmez; Allah’a yönelen bir kalple başlayan yol, birbirini takip eden safhalarla ilerler.
Yedi safha ve dört teslim, bu yolun başlangıcını, ilerleyişini ve tamamlanmasını anlatır. Başlangıç Allah’a ulaşmayı dilemektir. İlk teslim ruhun, son teslim iradenin teslimidir. Arada mürşide tâbiiyet, nefs tezkiyesi, zikrin artması, fizik vücudun teslimi, daimî zikir ve ihlâs vardır.
İslâm’ın hedefi: Allah’a teslim olmak
Hz. İbrâhîm’in Rabbine verdiği cevap, teslimin kime olduğunu açıkça ortaya koyar. Teslimin sahibi Allah’tır; kulun yönelişi de O’nadır. Ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimlerini ayrı ayrı anlamak, bu emrin insan hayatındaki karşılığını görmemizi sağlar.
Zümer Suresinin 54. âyetinde Allah’a yönelmek ile O’na teslim olmak birlikte yer alır. Önce yöneliş, ardından teslimler gelir. Allah’a ulaşmayı dilemek, teslimlerin yerine geçen bir söz değildir; insanı o teslimlere götüren ilk adımdır. Ruhun teslimi de bütün teslimlerin tamamlandığı anlamına gelmez.
Yedi safha hangileridir?
Safhalar ile teslimleri birbirine karıştırmamak gerekir. Yedi safha yolun tamamını gösterir; dört teslim ise bu yol içinde Allah’a teslim edilen ruhu, fizik vücudu, nefsi ve iradeyi belirtir. Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet ve muhlis kul olmak da safhadır; fakat bunlar dört emanetin teslimine ilâve edilmiş ayrı teslimler değildir.
| Safha | Gerçekleşen merhale | Dört teslimdeki yeri |
|---|---|---|
| 1 | Allah’a ulaşmayı dilemek | Teslimlerin başlangıcı |
| 2 | Mürşide tâbiiyet | Ruhun yolculuğa başlaması |
| 3 | Ruhun Allah’a ulaşması ve teslimi | Birinci teslim |
| 4 | Fizik vücudun Allah’a teslimi | İkinci teslim |
| 5 | Nefsin Allah’a teslimi | Üçüncü teslim |
| 6 | Muhlis kul olmak | İhlâs ve irşad olmak |
| 7 | İradenin Allah’a teslimi | Dördüncü ve son teslim |
Bir sonraki safha, öncekinin üzerine kurulur. Ruh yola çıkmadan Allah’a ulaşmış olmaz. Ruhun Allah’a ulaşmasıyla nefsin bütün afetleri bir anda yok olmaz. Nefsin tesliminden sonra da ihlâs ve iradenin teslimi vardır. Yolun bütününü bilmek, hem ilk dileğin kıymetini hem de henüz tamamlanmamış hedefleri doğru anlamayı sağlar.
1. safha: Allah’a ulaşmayı dilemek
Her şey kalpteki bir taleple başlar: İnsan, ruhunu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaştırmayı diler. Burada istenen ölüm değildir. Öldükten sonra gerçekleşecek dönüşten değil, hayattayken ruhun Allah’a ulaşmasından söz edilir. Allah’ın varlığına inanmak ile ruhunu O’na ulaştırmayı dilemek aynı şey değildir.
Kul Allah’a yönelir; Allah onu Kendisine ulaştırır. Allah’a ulaşmayı kalpten dileyen kişi kendi gücüyle aşmak zorunda olduğu sahipsiz bir yola bırakılmaz. Allah onun kalbini hazırlar, ibadetleri sevdirir ve mürşidine ulaşmasına yardım eder. Dilek bu yüzden yalnızca dilin söylediği bir cümle değil, kalbin gerçek talebi olmalıdır.
2. safha: Mürşide tâbiiyet
Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, kendisini bu hedefe ulaştıracak vesileyi Allah’tan ister. Mürşid yolun hedefi değildir; Allah’a ulaşmaya ve teslimlere vesiledir. Bu sebeple mürşide tâbiiyet, Allah’a yönelişten ayrı bir bağ değil, o yönelişin devamıdır.
Yardım Allah’tan istenir; Allah’a ulaştıracak yolun gösterilmesi talep edilir. Kişi hacet namazıyla mürşidini Allah’tan sorar, Allah’ın gösterdiği mürşide ulaşarak tövbeyle tâbî olur. Tâbiiyetle kişinin kalbine îmân yazılır, devrin imamının ruhuyla desteklenir ve kendi ruhu Allah’a doğru yola çıkar. Zikirle nefs tezkiyesinin ilerleyeceği yeni bir devre açılır.
3. safha: Ruhun Allah’a ulaşması ve teslimi
Üçüncü safhada, mürşide tâbiiyetle başlayan yolculuk ilk hedefine ulaşır. Ruh, Sıratı Mustakîm üzerinden Allah’a ulaşır. Bu yolculuğa seyr-i sülûk, Allah’a ulaşmaya vuslat denir. İnsan dünya hayatını sürdürürken ruhunu Allah’a ulaştırmış olur. İlk teslim budur.
Ruhun yükselişi ile nefsin tezkiyesi birlikte ilerler. Zikirle nefsin kalbinde fazıllar birikirken ruh da gök katlarında yükselir. Nefsin emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, radiyye, mardiyye ve tezkiye kademeleri boyunca kalpteki karanlıklar azalır, nurlar artar. Nefsin kalbi yüzde 51 nura ulaştığında ruh Allah’a ulaşır. Nefs tezkiye olmuştur; fakat bütün afetlerinden henüz kurtulmuş değildir.
4. safha: Fizik vücudun Allah’a teslimi
Fizik vücudun teslimi, bedenin bir yerden ayrılarak Allah’a gitmesi değildir. Allah’ın emirlerini yerine getiren ve yasak ettiği fiilleri işlemeyen bir fizik vücudun oluşmasıdır. Vechin teslimi denildiğinde kastedilen budur. Bu teslimin sahibi muhsin olur.
Bu noktaya ruhun tesliminden sonra zikrin daha da artırılmasıyla ilerlenir. Fenâ ve beka makamlarından sonra zühd gelir; zikir günün yarısını aşar. Fizik vücudun tesliminde nefsin kalbindeki nurlar yüzde 81 seviyesine ulaşmıştır. Nefste hâlâ afetler bulunmasına rağmen fizik vücut onların taleplerine uymaz.
5. safha: Nefsin Allah’a teslimi
Nefsin teslimi, nefsin kalbinde hiçbir afetin kalmamasıdır. Bu noktaya daimî zikirle ulaşılır. Nefsin kalbindeki afetlerin bütünüyle temizlenmesine tasfiye denir. Tezkiye ile tasfiye arasındaki fark burada ortaya çıkar: Tezkiyede afetler azalır; tasfiyede tamamı temizlenir.
Daimî zikir sahibi olanlar ulûl’elbabtır. Nefsin teslimi, 26. basamakta gerçekleşen üçüncü teslimdir. Kalp bütünüyle nurlarla dolmuştur. Kalp gözü ve kalp kulağı açılır; kişi ehl-i tezekkür, ehl-i hayır ve ehl-i hikmet olur.
6. safha: Muhlis kul olmak
Nefsin tesliminden sonra ihlâs makamı gelir. Altıncı safha, muhlis kul olmak; başka bir ifadeyle irşad olmaktır. Buradaki ihlâsı yalnızca bir işi iyi niyetle yapmakla sınırlamamak gerekir. Daimî zikre ulaşmış ve nefsinin kalbindeki bütün afetler temizlenmiş insanın daha ileri bir kemâl mertebesi söz konusudur.
İrşad olmak ile irşad etmek aynı şey değildir. Altıncı safhada kişi irşad olmuştur; fakat iradesinin teslimi ve Allah tarafından irşadla vazifelendirilmesi daha ileridedir. Muhlis kul olmayı doğrudan mürşidlik göreviyle bir tutmak, altıncı ve yedinci safhalar arasındaki farkı ortadan kaldırır.
7. safha: İradenin Allah’a teslimi
Son safhaya geçişte Tövbe-i Nasuh vardır. İhlâs makamının tamamlanmasıyla kişi Allah tarafından bu tövbeye davet edilir. Tövbe-i Nasuh, ihlâsın bitişi ile salâh makamının başlangıcı arasındaki geçiştir; mürşide tâbiiyet sırasında yapılan tövbeyle aynı safhada değildir.
Salâh makamındaki ilerleyiş iradenin teslimine ulaşır. Yirmi sekizinci basamağın beşinci kademesinde kişi iradesini Allah’a teslim eder. İrade, İlâhî İrade’ye bağlanır. Böylece ruhun, fizik vücudun ve nefsin tesliminden sonra dördüncü teslim de tamamlanmış olur.
İradenin teslimiyle Allah’ın irşadla görevlendirmesi gerçekleşir. Mürşidlik, kişinin kendisine verdiği bir unvan veya yalnızca başkalarının onu beğenmesiyle kazanılan makam değildir. Ruhunu, fizik vücudunu, nefsini ve iradesini teslim eden kişi Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınır.
Yedi safha, yirmi sekiz basamakla nasıl ilişkilidir?
Safha, basamak ve teslim aynı şeyi saymaz. Yirmi sekiz basamak, insanın Allah ile ilişkisindeki ilerleyişi daha ayrıntılı gösterir; yedi safha ise bu ilerleyişin temel dönüm noktalarıdır. Allah’a ulaşmayı dilemek üçüncü, mürşide tâbiiyet 14., ruhun Allah’a ulaşması 21., ruhun teslimi 22., fizik vücudun teslimi 25., nefsin teslimi 26. ve ihlâs 27. basamaktadır. İradenin teslimi 28. basamağın beşinci kademesindedir.
Basamakları bilmenin faydası, insanın kendisine bir makam yakıştırması değil; hangi değişimin hangisinden önce geldiğini anlamaktır. Ruhun teslimini nefsin teslimiyle, çok zikri daimî zikirle ve irşad olmayı irşadla vazifelendirilmekle karıştırmamak için bu sıra önemlidir.
Zikir, bütün safhaların neresindedir?
Zikir, safhalar tablosuna eklenen sekizinci bir safha değildir. Teslimlere götüren yolun içinde, nefsin kalbindeki afetlerin temizlenmesini sağlayan temel ibadettir. Ruhun yolculuğu nefs tezkiyesiyle, nefs tezkiyesi de zikirle ilerler.
Başlangıçtaki zikirden çok zikre, çok zikirden daimî zikre ilerlenir. Ruhun tesliminden sonra zikrin devamı, elde edilen güzelliğin korunması ve sonraki teslimlere yürünmesi için önemlidir. Daimî zikirle nefsin teslimi gerçekleşir.
Sahâbenin hayatında yedi safha
Bu yol yalnızca ulaşılması istenen hedeflerden ibaret değildir. Kur’ân’da sahâbenin Allah’a yönelişi, tâbiiyeti, teslimleri ve ihlâsı yer alır. Zümer Suresinin 17. âyeti Allah’a yönelenleri, Fetih Suresinin 10. âyeti Hz. Muhammed’e tâbî olanları, Âli İmrân Suresinin 20. âyeti fizik vücutlarını teslim edenleri gösterir. Bakara Suresinin 139. âyetinde muhlis olmak, Hucurât Suresinin 7. âyetinde irşad olmak bildirilir.
İlk dilekten bütün teslimlere
Teslimler, Allah’a ait olan emanetlerin Sahibine verilmesidir. Ruhun teslimiyle başlayan bu tamamlanma fizik vücudu ve nefsi içine alır; iradenin teslimiyle son bulur. Her teslim insanın Allah’a kulluğunda yeni bir mertebedir. Yolun başında Allah’a ulaşmayı dilemek, sonunda ise bütün teslimlerle Allah için olmak vardır.
İnsanın yapacağı, bütün yolu bir anda bitirmiş olmayı beklemek değil, ilk adımı gerçekten atmaktır. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah’ın gösterdiği mürşide tâbî olmak ve zikriyle, ibadetleriyle bu yolda yürümek gerekir. Ruhun Allah’a ulaşması birinci teslimi gerçekleştirir; Allah’a teslim olma çağrısı fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimleriyle tamamlanır.